'Bugün bedbaht insanlık, din nimetinden mahrum olmanın sürekli hicran ve felâketlerini bağrı yanarak çekmektedir. Bu acıklı buhranın korkunç neticesidir ki, çeyrek asır zarfında iki büyük harbe girmiş ve üçüncüsünün de kapısını çalmak çılgınlığını göstermektedir.
Artık bütün insanları kardeş yaparak yem yeşil cennetlerin nurlu ufuklarından esen refah ve saadet, huzur ve âsâyiş rüzgârıyla dalgalanan âlem-şümûl bir bayrak altında toplayacak olan yegâne kuvvet, İslâmdır. Zira beşeriyetin bugünkü hali, tıpkı İslâmdan evvelki insan cemiyetlerinin acıklı halidir. Bunun için insanlığı o günkü ebedî felâketten kurtaran İslâm, bugün de kurtarabilir. Evet, milyonların, milyarların kalbinde asırlardan beri kanamakta olan o derin yarayı saracak yegâne müşfik el, İslâmdır.'

Bediüzzaman Said Nursî

Kitap fiziki hacmi olarak küçük fakat fikri hacmi olarak büyük bir eser. Müslümanların 1950-60'lı yıllarda karşı karşıya kalmış olduğu temel problemleri bir çok açıdan ele alıp ve bu problemleri genel anlamda lisan uyumsuzluğu, İslam'dan uzak yaşama ve medeniyet krizi gibi konuları anlama, anlamlandırma, tanıma, tanımlandırma ve bu sorunların nasıl üstesinden gelebileceğimiz hakkında, Sezai Karakoç'un müthiş ve kendine  özgü kaleminden, kendine özgü kavramsallaştırmaların yer aldığı zihin açıcı bir eser. 

‘Müslüman; islamı öyle canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sen de dirilsin.’

Kitabın giriş cümlelerinden birisi bu. Sezai Karakoç Dirilişteki İslam'ı tanımlarken 'seni öldürmeye gelen sen de dirilsin.' der. 

Çünkü bu çağ felçtir. Bu çağ kalp merhametinden yoksun, akıl yönünden eksiktir. Avrupa dediğimiz Batı medeniyeti bu yaralı hallerini, bize teknolojinin matah bir şey olduğunu, sanat aracılığıyla bizi bu teknoloji ile tahrip etme çabalarında bulunmuşlardır. 1.Dünya Savaşından bu yana artık batıya yakın bir ilgi duyuyoruz . Batının sarasına bu denli tutulmuş olan bizlerin, dirilişi elbette yine kendi düşüncelerimiz ile olacaktır. 

Elin şakaklarında yangın

öyle fikret çatlasın başın 

Cahit Zarifoğlu 


Müslüman babadan ve müslüman anadan gelen,
Dünya kütüklerine müslüman diye kayıtlı,
Birbirini müslüman adıyla çağıran,
Ama İslam hariç kaç yol ve yön varsa dalan,
Kurt görmüş koyun sürüsü gibi bir doğuya bir batıya koşan müslüman kütleyi,

İslam,yeni bir dirilişe çağırıyor !


 

Sezai Karakoç 

Bizim öncelikli gayemiz kendi düşüncelerimize sahip olmaktır. Batı türündeki insan fikirlerinin bizi yönlendirmesini beklememeliyiz. Kendi düşüncemizi harekete geçirmeliyiz. Düşüncede diriliş olmazsa, inançta da diriliş olmaz. Batı medeniyeti bizim elimizden dili alınca düşünce yapımızda büyük bir sarsılma olmuştur ve düşünce yapımız sakat kalmıştır. Düşünce yapısının sakat oluşunu takiben inançta da sakatlıklar meydana gelir. 

Bütün bunların tekrar dirilişi yine bizle mümkündür. Biz Müslümanlar olarak İslami değerlerimize sımsıkı sarılmak ve İslam'ı öylesine sağ, öylesine diri olarak yaşamalıyız ki bizi öldürmeye gelen dirilişi bizde bulsun.


Kitaptan Altı Çizilesi Yerler;

Biz, düşünmeyi durdurduğumuzdan islamla olan ilişkimizi gevşettik, hatta yer yer kopardık. Zekamızı kör bir ezbercilik batağına sapladık.


Müslüman babadan ve müslüman anadan gelen,
Dünya kütüklerine müslüman diye kayıtlı,
Birbirini müslüman adıyla çağıran,
Ama İslam hariç kaç yol ve yön varsa dalan,
Kurt görmüş koyun sürüsü gibi bir doğuya bir batıya koşan müslüman kütleyi,
İslam,yeni bir dirilişe çağırıyor !

Düşünmek, insana Yaratıcı tarafından bağışlanan en soylu bir özellik değil midir?

İslâm prensipleri hiçbir zaman ölmemiştir ve ölmez, her zaman için dipdiridir, ezeli ve ebedidir.

Genç Adam! Kur'an'a doğru konuşuyor, yüreği bir inanç ışığıyla aydınlanmış olarak. O, avrupalı ve komünistten bambaşka ve farklıdır. O, bambaşka bir inanç muhtevasına sahiptir. O, öteye, görünmeyen âleme, öldükten sonra tekrar dirileceğine inanmaktadır. Öbürlerinin habersiz bulunduğu görünmeyen âlemin kuvvetleriyle, silahlarıyla donanmıştır. Ne kendisini, ne silahlarını bildikleri bu genci yolundan kim çevirebilir ?

Ya tam kara, ya tam ak.
Griye yer yok.

Kur'an, yüzlerce ayette bu ödev üzerinde durur.
Düşünmeye çağırır.